AB fonuyla ‘milli’ arkeoloji şûrası

Avrupa Birliği (AB) fonuyla kurulan Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsünün topladığı Arkeoloji Şûrası tartışma yarattı

ÖZLEM KONUR USTA

Arkeologlar, Gaziantep’te Avrupa Birliği (AB) fonuyla kurulan Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü’nün topladığı Arkeoloji Şurası’nda alanda çalışan derneklere yer vermemesine tepki gösterdi. Arkeologlar Derneği yayımladığı bildiri ile şuraya katılmayacağını deklare etti. Kültürel ve Doğal Mirası İzleme Platformu yöneticisi, editör, arkeolog Nezih Başgelen de “AB destekli, Gaziantep merkezli yeni girişimin düzenlediği şura, gerek bilim etiği, gerek Türk arkeoloji geleneği ile bağdaşmayan bir düzenleme ile bilimselliğin yerine kişisel ilişkiler ve yerel çıkarları tercih etmiş görünüyor” dedi. 15-17 Haziran’da Ankara’da bir otelde toplanan “1. Arkeoloji Şûrası” arkeoloji dünyasında tartışma yarattı. Şurada 11 komisyon, hazırladıkları raporları şuraya sundu. Komisyonlarda bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri yer almadı. Üstelik şuranın hazırlıkları sırasında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ilgili birimlerinin de yer almadığı belirtiliyor.

AB’DEN 7,5 MİLYON AVRO DESTEK

Yalnızca şura değil şurayı düzenleyen Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü de arkeoloji çevrelerince eleştirildi. Milli tek arkeoloji enstitüsü olmak iddiası ile yola çıkan kurum, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde AB’den alınan 7,5 milyon Avro destekle kuruldu. Milli olma iddiasıyla açılan enstitünün AB’den aldığı para kadar Ankara’da değil de Gaziantep’te Kendirli Kilisesi’nde kurulması da eleştirildi. AB ise enstitünün Gaziantep’te kurulmasından memnun. AB Türkiye Delegasyonu Başkan Yardımcısı Elçi Müsteşar Eleftheria Pertzinidou bir etkinlikte yaptığı konuşmada, “Kendirli Kilisesi olarak bilinen mekanda bulunuyoruz. Bu mekan Gaziantep’in kültürel ve dini çeşitliliğini de vurguluyor. Enstitünün bu şehirde kuruluyor olması tesadüf değil.” dedi.

YASAL DAYANAĞI YOK

AB’den alınan fonlar bir yana enstitünün yasal dayanağı yok. 2015’ten beri enstitü için hazırlık çalışmaları yürütülüyor. 2021 yılında kapılarını açan enstitünün halen yasal dayanağı yok. Yasa çalışmalarının devam ettiği ifade ediliyor.

ARKEOLOJİ DERNEĞİ: KARARLARI BAĞLAYICI DEĞİL

Arkeologlar Derneği yayınladığı bir bildiri ile Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü’nün düzenlediği şuraya katılmayacağını ilan etti. Arkeologlar Derneği’nin açıklamasında enstitünün şeffaflıktan uzak olduğu ifade edildi. Derneğin açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “Arkeologlar Derneği olarak, Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü’nün kurulmuş olmasını memnuniyetle karşılamakla birlikte, gerek enstitünün kuruluş sürecinde gerekse I. Arkeoloji Şûrası’nda yer alan komisyonların oluşturulma aşamasında yeterince şeffaf davranılmaması ve başta sivil toplum kuruluşları olmak üzere arkeolojiye dair birçok paydaşa yer verilmemiş olması nedeniyle, şûraya katılmayacağız.

“Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün dışlanması, konusunda yetkin birçok akademisyenin ilgili komisyonlara alınmaması, adında arkeoloji olan bu enstitünün oluşumunda ve Türkiye’de ilk defa yapıldığı iddia edilen Arkeoloji Şûrasında, 47 yıllık geçmişi, dört şubesi ve binlerce üyesi bulunan, arkeoloji camiasının tek temsilcisi Arkeologlar Derneği’ne hiçbir şekilde yer verilmemiş olmasını kabul edilemez buluyoruz. Şura sonrasında, Türk arkeolojisinin geleceğine dair oluşturulacak deklarasyonun derneğimiz açısından herhangi bir bağlayıcı bir yönü bulunmayacaktır.”

YETKİ BAKANLIKTA

Saygın bir kazı başkanı da sosyal medya hesabından şurayla ilgili eleştirilerde bulundu:

“Türkiye’de arkeoloji faaliyetlerini düzenleme ve yürütme yetkisi Anayasa ve ilgili kanunla Kültür ve Turizm Bakanlığı’na verilmiştir. AB’den sağlanan milyonlarca Avro destek ile oldukça iyi niyetle Gaziantep’te kurulan Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü’nün yönetimindeki bir grup akademisyenin bu yetkinin tümü veya bir kısmını devralmak istediği ve Ankara Sheraton Hotel’de düzenlenecek Şura’nın da asıl amacının bu olduğu duyumu, arkeoloji camiasında dillendirilmektedir. Geçen yüzyılın ‘anıt’ bilim insanları Ordinaryüs Profesör Ekrem Akurgal, Ordinaryüs Profesör Arif Müfit Mansel, Ordinaryüs Profesör Sedat Alp, Prof. Tahsin Özgüç ve Prof. Halet Çambel gibi dünyaca saygın bilim insanları ellerinde böyle bir güç olmasına rağmen yetkiyi devralmak akıllarından bile geçmemişti. Enstitünün Şura öncesi komisyon toplantılarında Arkeologlar Derneği, Müzeciler Derneği veya Sanat Tarihçiler Derneği’ni bile dahil etmeyip, sadece sonuç bildirileri aşamasında dinleyici olarak davet etmeleri de büyük eksikliktir. Ankara’nın en pahalı otelinde gerçekleştirilecek böylesi bir toplantının uçak, konaklama, yemek, reklam gibi giderlerinin çok sayıdaki kazının bir sezondaki toplam bütçesini aşacak nitelikteki olması camianın önemli kesiminde çok büyük üzüntü yarattığını belirtmek isterim. Arkeoloji, doğası gereği mütevazıdır. Bizler kısıtlı bütçelerle çok önemli sonuçlara ulaşırız; hocalarımızdan böyle gördük, öğrencilerimize de bunu aktarıyoruz.”

ÜNİTER YAPIYA AYKIRI

Kültürel ve Doğal Mirası İzleme Platformu yöneticisi  Arkeoloji ve Sanat Yayınları editörü Arkeolog Nezih Başgelen de hem enstitünün kuruluşunu hem de şuranın oluşumunu eleştirdi. Başgelen şu ifadeleri kullandı:

“Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü’nün 15-17 Haziran 2022 tarihlerinde Ankara’da düzenleyeceğini duyurduğu I. Arkeoloji Şurasına Arkeologlar Derneği’nin katılmama kararını öncelikle bir arkeolog olarak doğru buluyorum. Bir sivil toplum kuruluşu olarak öne sürdükleri haklı gerekçeleri de destekliyoruz. Çünkü Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü, hem kuruluş sürecinde hem de düzenlediği Arkeoloji Şûrası’nda yer alan komisyonları oluşturma aşamasında yeterince şeffaf davranmamış, başta konuyla ilgili sivil toplum kuruluşları olmak üzere arkeolojiye dair birçok paydaşa her nedense yer vermemiştir. 

40 YILLIK EMEK YOK SAYILDI

“Esasen bir Türk Arkeoloji Enstitüsü’nün kurulması gereklidir ve alanında elzem ihtiyaçtır.  İlgili kurum ve kuruluşlar da bunun farkındadır ve ülkemizde bu açığın kapatılması için son 40 yıldır çeşitli girişimler olmuş, böyle bir enstitünün kurulması birçok kez gündeme gelmiştir. 

“2006 yılının ilk yarısında Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, ‘Türk Arkeoloji Enstitüsü’ kurulması konusunda ciddi bir girişimde bulunmuş, ilgili tüm üniversite bölümleri, kurum, kuruluş ve kişilerden görüş alarak, böyle bir enstitünün neden gerekli olduğu, amaçlarının neler olması gerektiği, kapsamı, görevleri ve hatta teşkilat şeması hakkında ayrıntılı bilgiler derlemiştir. 2011 yılında Türk Arkeoloji Enstitüsü’nün kurulması için tekrar girişimlerde bulunulmuş, bilim insanları tarafından raporlar hazırlanmıştır.

“Ancak bu önemli çalışmalar, Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü’nün düzenlediği Şura’da görmezden gelinmiş, enstitünün kurulmasını 2014 yılında Gaziantep’te düzenlenen 36. Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumunda açılış konuşmasını yapan değerli bir bilim insanın önerisinden yola çıkılarak karar verilmiş gibi lanse edilmiş, geçmişte yaşanan birikimler yok farz edilmiştir. Bu hem bir vefasızlık örneğidir, hem de kurumun konuya ne kadar bilimsel yaklaştığı konusunda büyük şüpheler uyandıran bir tavırdır.

GELENEKLE BAĞDAŞMIYOR

“Kültür ve Turizm Bakanlığı, AB ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde oluşturulan enstitünün organize ettiği I. Arkeoloji Şurası, gerek bilim etiği, gerek Türk arkeoloji geleneği ile bağdaşmayan bir düzenleme ile ‘bilimselliğin’ yerine ‘kişisel ilişkiler ve yerel çıkarları’ tercih etmiş görülüyor. Bu davranış biçiminin de Şura açılışında büyük tepki aldığı görülüyor.

“Şura açılışında kimi konuşmacılarca irdelenen ve şikâyete konu edilen pek çok konu da devleti bu alanda temsil eden Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uhdesindedir. Bakanlık bünyesinde bugüne dek yapılagelen uygulamalar mümkün olduğunca her kesime mesafeli bir anlayışla gerçekleştirilmiş, ‘kişiselleştirilmemiş’, yetkiler de, doğrusu yanlışı ile kişisel çıkarlar düzeyine indirgenmeden, en azından tüm akademisyenlere eşit mesafede durulmaya çalışılarak  kullanılmıştır. Öte yandan Bakanlık makamının, geçmişte çeşitli politik etkiler altında bilim ekiplerini sizden/bizden ya da o iyi bu kötü gibi ayırma girişimlerinin yarattığı olumsuzluklar/sıkıntılar/acılar hepimizin hafızasındadır. 

“Bu açıdan kurulacak Enstitü’nün, hiçbir şekilde ‘bilim yapma iznini tekeline almaması’ ya da başka bir ifade ile ‘bilimi kimin yapacağına karar verme yetkisine’ sahip olmaması gerekir. Kurumun yetkilerinin de ilkesel olarak devlette iki başlılık yaratmaması önemlidir.

YASA TEKLİFİ TARTIŞILMADI

“Açılışta böyle bir enstitünün kurulmasına yönelik yasa teklifinin her yönüyle hazır olduğu belirtilmiştir. İlgili yasa teklifinde, bu tür sıkıntılı yönetim zaafı oluşturacak kararların üretilmesine yol açacak boşluklar olmaması için asıl bu yasa teklifinin böyle bir şurada ilgili tüm taraflarca paylaşılması, değerlendirilmesi ve görüşlerin alınması daha rasyonel bir yaklaşım olurdu.

“Öte yandan alanında çatı vazifesi üstlenmeyi hedefleyen böyle milli bir enstitünün merkezinin de ülkemizin başkenti olan Ankara’da olması da uniter devlet yapımız açısından önemlidir. Enstitü başta Gaziantep’te olmak üzere bölge merkezlerini kurabilir.”

VATİKAN PLANLI YAPI

Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü Kendirli Kilisesi’nde açıldı. Bu kilise, 1860 yılında inşa edildi. Gaziantepli Katolik Ermeniler yapım aşamasında maddi yönden zorlandıklarından Fransa Kralı III. Napolyon’dan, Fransız misyonerlerinden ve Katolik camiasından maddi destek aldılar. Daha sonra kullanılmaz hale gelen kilisenin yeniden yapılması için geniş kapsamlı yardım kampanyası düzenlendi. Eski kilise yıkılarak yerine 1898 yılında şimdiki kilisenin inşasına başlandı. Kilisenin planı Roma’daki Saint Fransua Kilisesi’nden örnek alındı. Kilise planı Vatikan’dan Papalık makamından gönderildi.

HEDEF AB’YE TAM ÜYELİK

Enstitünün 26 Şubat 2019’da Gaziantep’te yapılan proje tanıtım toplantısına katılan Dışişleri Bakan Yardımcısı Faruk Kaymakçı, Türkiye’nin Avrupa’yı tarım alanlarıyla besleyen bir ülke olmadığını belirterek proje kapsamında AB’den alınan fon ile ilgili şunları söyledi: “Türkiye dış politikasıyla, güvenliğiyle, sanayisiyle, enerji kaynaklarıyla ve yetişmiş insan kaynaklarıyla Avrupa’yı güçlendirecek bir ülke. Buradaki hedefimiz tam üyelik. Bunlar AB üyeliğine tam üyelik çerçevesi öncesinde aldığımız kaynaklar. Bugün aldığımız kaynak yaklaşık 8.2 milyon avrodur. Bunun 7.5 milyon avrosu AB hibesi olarak geliyor.”

BÖLGESEL OFİSLER OLACAK

AB destek fonunda ilginç bir ayrıntı daha yer alıyor. Gaziantep merkezli enstitünün bölgesel alt ofisleri oluşturulacak. Deniyor ki, “AB-Türkiye Anadolu Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde oluşturulacak ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile yakın işbirliği içerisinde ve bölgesel alt ofisler işlerliğinde tüm yurt sathında çalışacaktır.”

Haber: Aydınlık, 18.06.2022

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.