Arkeologların ek göstergesi neden 3600’e çıkarılmalı?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 24 Mayıs 2018 tarihinde partisinin seçim beyannamesini açıklarken polis, öğretmen, hemşire, din görevlileri ve diğer idarecilerin ek göstergelerinin 3600’e çıkarılacağı müjdesini verdi. Maalesef dernek olarak uzun yıllara dayanan arkeologların ek göstergelerinin 3600’e çıkarılması çabalarımız karşılıksız kaldı. Bu durum arkeologlar açısından büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Bizler, kazı ve araştırmalar yoluyla Anadolu’nun binlerce yıllık tarihine ışık tutacak bilgileri, büyük bir özveri ile insanlığın hizmetine sunmaya çalışmaktayız.
Umarız hükümet bir an evvel bu yanlıştan döner ve arkeologların da ek göstergesinin 3600’e çıkarılacağını ilan eder. Bu konu ile ilgili olarak gerekli başvurularımızı ilgili mercilere en kısa sürede yapacağız.

 

ARKEOLOGLARIN EK GÖSTERGESİ NEDEN 3600’E ÇIKARILMALI?

Üniversitelerin Arkeoloji Bölümlerinde 4 yıllık eğitim görerek mezun olanlar “Arkeolog” unvanını almaktadırlar. Arkeologlar; eski medeniyetlere ait yapıları, eserleri, kalıntıları gün ışığına çıkartarak, bu eserlerin temizlenmesi, parça eserlerin yapıştırılması, bakım-onarım restorasyonunun yapılması, bu eserlerin kaydının tutulması, sağlıklı bir şekilde korunmasını sağlamaktadırlar. Tarihin ve kültürlerin gelecek kuşaklara aktarımında önemli bir görev üstlenmektedirler. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda görev yapan arkeologlar, kazılarda bakanlık temsilcisi olarak görev almakta, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurullarının SİT alanı belirleme çalışmalarına temel oluşturan raporlar hazırlamakta, korunması gereken kültür ve tabiat varlıklarını saptamakta ve kaydını tutmakta, bunlara yönelik koruma ve restorasyonlar konusunda kararlar çıkarılmasını sağlamaktadırlar. Antik kentlerin (ören yerlerinin) ve müzelerin ve koleksiyoncuların denetimini yapmaktadırlar. Büyük çaplı birçok müzenin teşhir tanzim projelerinde yer almaktadırlar.

Dünyada önemli meslekler arasında yer alan arkeologlar ne yazık ki ülkemizde bir meslek grubu olarak hak ettiği değeri görmemektedir. Mesleğimize ait bir meslek odasının dahi olmaması bunun en önemli göstergelerinden biridir.

Arkeologların çalışma alanları; üniversiteler, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne bağlı müzeler, Kültür Varlıklarını Koruma Kurulları, belediyelerin bünyesinde bulunan KUDEB’ler (Koruma Uygulama ve Denetim Büroları), özel müzeler, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Maden Tetkik Arama Enstitüsüdür. Arkeologların çalışma alanı oldukça dardır ve bu alanda personel alımı sınırlıdır. En çok istihdam alanı sağlayan kurum Kültür ve Turizm Bakanlığı’dır.

Türkiye birçok uygarlığa beşiklik etmiş, zengin bir arkeolojik geçmişe sahip bir ülkedir. Arkeologlar, kazı ve araştırmalar yoluyla gezegenimizin milyon yıllık tarihine ışık tutacak bilgileri büyük bir özveri ile insanlığın hizmetine sunmaya çalışmaktadır. Medeniyetlere beşiklik eden ülkemiz zengin bir tarih ve kültür mirasına sahiptir. Buna karşın arkeoloji mesleği gereken değeri görememektedir. Büyük idealler ile bu mesleği seçenlerin büyük çoğunluğu mezuniyet sonrasında mesleğiyle ilgili iş bulamamakta, mesleğe ilişkin bütün umutlarını kaybetmektedir. Ülkemizde yaklaşık 12 bin kadar işsiz arkeolog bulunmaktadır. Arkeologlara mesleklerini yapabilecekleri yeni çalışma alanları açılması gerekmektedir. Arkeologlar, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve üniversiteler dışında da iş bulabilmelidir. Devletimiz en kısa sürede buna bir çözüm bulmalıdır. Ya bu kadar üniversite açıp öğrenci mezun etmemeli ya da mezun olan bu öğrencilere yeterli iş olanağı yaratmanın yolunu bulmalıdır.

Arkeologlar, başta Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde mimar, peyzaj mimarı, şehir plâncısı, bölge plancıları ile kültür varlıklarının geleceğe korunarak aktarılması hedefiyle birlikte görev yapmaktadır. Pek çok meslek grubuna göre çok daha zor koşullarda ve çok daha uzun sürelerle çalışmak zorunda kalmaktadır. Arkeologların mesleklerini yaparken uzun süre ailelerinden ayrı kalmaktadırlar. Özellikle bilimsel kazılarda görev yapmakta olan arkeologlar bazen 5-6 aya kadar çıkan zaman dilimlerinde kırsal alanda oldukça zor koşullarda mesleklerini ifa etmektedirler.

657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun Tesis Edilen Sınıfları belirleyen 36. maddesinin II. Teknik Hizmetler Sınıfı’nda meslek grubu olarak arkeologlara yer verilmemiştir. Ancak, aynı maddenin, Ortak Hükümler başlığının (A/4) numaralı bendinde, teknik hizmetler sınıfında yer alan diğer meslek gruplarıyla birlikte arkeologlar da sayılmıştır. Arkeologlar; bu bent kapsamına alınarak, öğrenimlerine göre tespit edilen giriş derece ve kademelerine bir derece eklenmesi suretiyle bulunacak derece ve kademelerden hizmete alınmaları sağlanmış, ancak teknik hizmetler sınıfı kapsamına alınmamışlardır.

Anılan Kanunun hizmet sınıfları itibariyle unvan veya aylık alınan derecelere göre ek göstergeleri belirten I Sayılı Cetvelde arkeologlar, (c) şıkkında Yüksek Tekniker ve Tekniker Meslek grubu ile birlikte sayılmış ve 2200 ek gösterge grubuna dâhil edilmişlerdir.

666 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesinin 5. bendi ile Kültür ve Turizm uzmanlarının (yani bu unvanla GİH sınıfında çalışan arkeolog, sanat tarihçi vb.) 657 Sayılı Kanunun GİH sınıfı bölümünün (1. Derece için) 2200 ek göstergeli (h) bendinden çıkarılarak; ek göstergeleri 3600’e çıkarılmıştır. Kültür ve Turizm uzmanı olmayan arkeologlar bu düzenlemenin dışında kalmıştır. Bu düzenleme Kültür ve Turizm Bakanlığında çalışma barışını bozmakta, personel arasında eşitsizlik yaratmaktadır. Anayasamızın 55. maddesinde ise “Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet çalışanlarının yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır” hükmü yer almaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde bulunan kültür ve turizm uzmanları ile aynı iş yapmasına rağmen arkeologların ek göstergesinin 2200 olarak uygulanması eşitsizlik yaratmaktadır. Bu nedenle arkeologların teknik hizmetler sınıfı (a) bendine alınarak ek göstergelerinin 3600’e yükseltilmesi gerekmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde çalışan arkeologlar arasındaki eşitsizliğin giderilmesi açısından ek göstergelerinin 3600’a çıkarılarak Teknik Hizmetler Sınıfı (a) bendine alınmaları gerekmektedir. Arkeologlar şu anda 2 yıllık yüksekokul mezunu teknikerlerle aynı kapsamda değerlendirilmektedir. Oysa arkeologlar 4 yıllık fakülte mezunu olup öğrenim hayatları boyunca birçok teknik ders almaktadır.

Arkeologların mağduriyetlerinin giderilmesi ve diğer çağdaş ülkelerde olduğu gibi toplumda statülerinin yükseltilmesi için 657 sayılı Kanunun Teknik Hizmetler Sınıfı” başlıklı bölümün (a) bendine “mimar” ibaresinden sonra gelmek üzere “arkeolog” ibaresinin eklenmesi gerekmektedir. Arkeoloji insanlık tarihi açısından önemli bir bilim dalıdır. Geçmişimizi araştırıp geleceğimize ışık tutan bu bilim dalını uygulayan meslek grubuna sahip çıkılması gerekmektedir.

Basına ve kamuoyuna duyurulur.

 

Arkeologlar Derneği Yönetim Kurulu

 

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir