Koruma (ma) kurulları özerkliğini kaybetti

fft81_mf2022124

 

 

 

 

 

Tarihi, doğal yapının korunması için kurulan koruma kurulları 63 yılda özerkliğini kaybetti. Siyasetin etkisine giren kurulların kararları tartışılıyor.

Haber: ÖMER ERBİL -omer.erbil@radikal.com.tr / Arşivi

Kültür varlıklarnı koruma kurulları ile ilgili son dönemde birçok konu gündeme geldi. Üzülerek söylemek gerekirse de bu konuların hemen hemen tamamı da kamuoyunda tartışmalı konular. Doğal sit alanına yapılan Urla Villaları, 1. derece arkeolojik sit alanı olan Phaselis antik kentine yapılması planlanan otel ya da bungalov tipi turistik tesis, eylemlere neden olan Gezi Parkı’na Topçu Kışlası projese, çok önemli mozaiklerin bulunduğu İzmir Kemalpaşa’daki BİM’e ait arsadaki depo inşaatı, İstanbul Ataköy sahilinde tarihi baruthane depolarının bulunduğu alanda otel, avm, rezidans projesi koruma kurullarının da içinde olduğu tartışmalı meselelerin başında geliyor. Aslında geçmişten önekler vermeye kalkarsak unuttuğumuz ama bir çırpıda hatırlayabileceğimiz koruma kurullarının da içinde bulunduğu çok sayıda konuyu sıralayabiliriz. Bunlara da bir kaç örnek verecek olursak; Beşiktaş ’ta Başbakanlık Ofisi’nin yanında tarihi tütün deposu yıkılıp yerine Shangri-La Oteli, koruma kurulu kararlarıyla yapılmıştı. Yine doğal sit alanı olan Atatürk Orman Çiftliği’ne yapımına izin verilen Başbakanlık binası, Yedikule’de Fatih Belediyesi’nin park projesi adı altında Sur koruma bandı içinde imara açtığı tarihi bostan alanları, Ayvansaray’da tescilli Osmanlı evleri, İstanbul’un ilk sineması olma özelliğine sahip Taksim’deki Majik Sineması, kamuoyunda büyük tartışmalara neden olan Emek Sineması hep koruma kurulu kararları ile yerle bir edildi. Peki adı üstünde koruma kurulu olan bir kurum nasıl oluyor da korunması gerekli kültür varlıklarını veya doğal güzellikleri aldıkları kararlarla korumak yerine yok ediyor? Şimdi koruma kurullarının kuruldukları ilk günden itibaren 63 yılda geçirdiği evrime bir göz atalım.
Ülkemizde kültür varlıklarına yönelik saptama ve belgeleme yetkisi ilk kez 1951 yılında 5805 sayılı yasa ile Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’na verildi. Kurul 1973 yılında 1710 sayılı Eski Eserler Kanunu ile imar mevzuatı ile ilgili yetkilere de sahip oldu. Şehirlerde kültür varlıklarının ve doğal güzelliklerin korunması yönünde kararlar almaya başladı. 12 Eylül ihtilalinden sonra 1983 yılında 5805 sayılı yasa ortadan kaldırılıp, 1710 sayılı eski eserler yasası da değiştirildi. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma yasası kabul edildi. Yasayla birlikte Gayri Menkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun da ismi Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu oldu. 1987 yılında 2863 sayılı yasada değişiklik yapılarak 3386 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu çıkarıldı. Korunması gerekli taşınmaz kültür varlıkları ile ilgili olarak, kanunda belirtilen görevlerin bilimsel esaslara göre yürütülmesini sağlamak üzere Kültür Bakanlığı’na bağlı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu, sorumluluk bölgeleri ve merkezleri bakanlıkça belirlenecek Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları kuruldu. Yüksek kurul aldığı ilke kararları ile bölge kurullarının alacakları kararların dayanaklarını belirlerken aynı zamanda bölge kurullarında anlaşmazlıklara neden olan, çatışma konularını da çözme vazifesini yerine getiriyordu. 2005 yılına kadar 5 üyeli bölge Kurullarında bakanlıkça 3 üye atanıyor 2 üye de YÖK tarafından belirleniyordu. 2005 yılından sonra yapılan değişiklikle YÖK tarafından üye ataması iptal edilerek, kurul üyeleri tamamen Kültür Bakanlığı tarafından belirlenir oldu. Yani özerkliğini tamamen yitirerek siyasetin oyuncağı haline geldi. Bakanlık siyasi iktidarın istemediği kararlar alan kurul üyelerini faks emriyle bir gecede değiştirmeye başladı. Bunlar da yeterli olmadı. Kültür ve tabiat varlıkları ikiye ayrılarak, tabiat varlıkları komisyonu oluşturulup, bu komisyonlar da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlandı. Üstelik çakışan alanlarla ilgili kararları yani bir parselde hem tabiat varlığı hem kültür varlığı olduğunda son söz tabiat varlıkları komisyonuna bırakıldı. Maalesef bu değişiklik de eski Kültür Bakanı Ertuğrul Günay döneminde yapıldı.

Siyasetin etkisine girdiler
1951 yılında tamamen özerk olan ve üniversitelerdeki arkeolog, mimar, sanat tarihçilerden oluşan Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun aldığı kararlar yasa kadar belirleyici olup, bilimsel kararlar alabilen bağımsız bir yapıya sahipti. Ancak aradan geçen yıllar içinde kurullar her 10 yılda bir özerkliklerini tamamen kaybetti. 2005 yılında kadar kurullarda YÖK tarafından atanan 2 üye kararların alınmasında siyasilere karşı direnebiliyordu. Bu nedenle 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu gereği bir çok sit alanı korunabilmiş ve yenileri eklenmişken bugün o alanlar birer birer ‘sit’ten düşürüldü. Kültür Bakanlığı tarafından atanan kurul üyeleri siyasi iktidarın isteklerine boyun eğmek zorunda kaldı. YÖK tarafından atanan kurul üyeleri daha önceki dönemlerde de siyasi baskılara maruz kaldıklarında idari mahkemelerden geri dönebiliyordu. Bugün Kültür Bakanlığı kurul üyelerini kendilerine yakın olduğunu düşündükleri isimlerden oluşturuyor. Eskiden üniversitede akademik kariyer aranırken, şimdi sektörde mimar, şehir plancısı olarak çalışan isimler bile kurullarda görev almaya başladı. İstanbul’da 6 bölge koruma kurulu, 2 de yenileme alanları koruma kurulu bulunuyor. Bu kurullar içinde TOKİ, Çevre Şehircilik Bakanlığı’nda memur olarak çalışan isimler bile üye ya da raportör olarak görev alıyor. Daha da ötesi şuan hali hazırda maaşını belediyelerden alan kurul çalışanları olduğu biliniyor. (Bir sonraki yazıda hangi kurulda çalıştıklarını da tek tek yazacağım.)
Son olarak kurulların aldığı kararlar şeffaf ve kamuoyunun ulaşabileceği şekilde olması gerekirken, gazeteciler bile kurul kararlarına ulaşamıyor. Alınan kararlar kamuoyundan gizleniyor. Taki ilgili kurumlara dağıtımı yapıldıktan sonra kamuoyu alınan karardan haberdar olabiliyor. Çoğu zaman da iş işten geçmiş oluyor.

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir