Eskişehir en değerli insanlarından birini kaybetti

Bugünkü sayfamızı, geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Müze Müdürümüz M. Dursun Çağlar’ın anısına adadık. İleride değerini muhakkak ki daha iyi anlayacağımız bu güzel insanı, dostlarının anılarıyla, paylaştıkları fotoğraflarıyla ve yorumlarıyla siz Eskişehirlilere daha iyi tanıtmak için böyle bir sayfa düzenledik.

YAŞAR DURMAZ

Sevgili okurlar, 19 Mayıs 2014 tarihi, bizler için bundan sonra Kurtuluş Savaşımızın başlangıç yıldönümü olması yanında, şehrimiz için çok değerli bir insanın kaybedildiği tarih olarak da daima hatırlanacaktır: Arkeolog ve Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesi Müdürü Mustafa Dursun Çağlar.Kendisini yaklaşık 30 küsur yıldır tanıyan ve yine 25 yıldır şehrimiz için yapılan birçok çalışmada onunla birlikte tanıtım için ter dökmüş biri olarak anılarımızın hayli fazla olduğunu tahmin edersiniz. Bunlardan birkaçını ve onun kişiliğini yansıtacak bazı anıları yazımızın içinde bulabilirsiniz. Kendisini önce bizden dinleyin: 1988’lerden başlayıp, Eskişehirimizin tanıtımı için hız verilen çalışmaların tümünde Dursun Abimiz ile çalışma şerefine eriştik. Sayısını hatırlamadığım kadar beraber fotoğraf  çekmek için köy köy dolaştık. Her seferinde hiç şikayet etmeden ve bizim artık kapris denecek “…durun, şuranın da fotoğrafını çekip öyle devam edelim…” angaryalarımıza nasıl katlandığına hep şaşardık…
Bunların yanında şehrin tanıtımı için geliştirilen hemen tüm slogan ve stratejilere en fazla katkı yapan yetkililerin başında gelirdi.
Örneğin, “İlkler Şehri Eskişehir”, “Anadolunun Kültür Başkenti Eskişehir”, “Anadolu’nun Yıldızı Eskişehir” gibi şehrimizin tanıtımında slogan haline gelen başlıkların geliştirilmesinde katkısı tartışılmaz. Yeni müze binasının Eti Grubu ile işbirliği halinde hayat bulması konusundaki katkıları hep hatırlanacaktır. Popüler tarih anlatımına ve turizm – kültür
çalışmalarındaki kullanımına olan esnekliğine hep hayran olmuştuk. Batıda bunun daha fazla kullanıldığını söylerdi. Bizde de kendimize özgü yöntemlerin geliştirilmesine yönelik her adımı desteklediğine ve yönlendirdiğine; en aykırı görüşleri bile sükûnetle dinleme yeteneğine birçok kez şahit olmamız onun değerini anlamamız için yetti ve arttı bile…

Dostlarından…

“Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Taciser Sivas ve benimle konuşmalarında ikimize de abla demesi üzerine bayağı bozulmuş ve itiraz etmiştik. Gülümseyerek
Taciser’e ‘Sen öz ablamsın’, bana da ‘Sen ise üvey ablamsın’ demişti. Öz ablası ardından çok geçmeden o da ebediyete göç etti…”
Hülya Çopuroğlu (Mimar)

“Yıl 1970’ler. Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde okuyan Eskişehirliler olarak Palandöken Dağı kenarında yani üniversiteden hayli uzak bir yerde 8 kişi bir evde kalıyoruz. Dursun ise üniversitenin hemen yakınında ablası ve öğretim üyesi eniştesinin yanlarında kalıyordu. Tutturdu, ‘Ben de sizin yanınıza taşınacağım’ diye. Hazırlıklarını yaparken eniştesi bize geldi
ve ‘Ablası çok üzülüyor ve sürekli ağlıyor, bir bahane ile onu evinize almayın’ diye rica etti. Fakat baktık ki, at arabasına yatağı – yorganı yükleyip kapıya dayanmış.
Bahane bulacağız ya. ‘Yer yok, zaten güç bela eve sığdık’ ve ‘Biz 8 kişi aramızda işbirliği yaptık, sana da yemek ve bulaşık düşer belli günlerde’ dememize rağmen ‘Ben şurada, kıvrılır yatarım’ diyerek eve yerleşti. Ertesi günü yarım kilo bakla almış ve ilk defa yemek yapmış. Fakat 9 kişiye yarım kilo bakla ne der? Herkes oradan kaşıkla çatalla saldırırken yemek bitiverdi. Tabii, çoğumuz aç kaldık. Dursun ise işi espriye vurmak için ‘Bakla kapma  mücadelesi ne kadar güzeldi’ deyiverdi.
Ali Osman Gül (İl Kültür Turizm Müdürü)

“Dursun ile birlikte Konya’ya gidiyoruz. Nasreddin Hoca’nın Kızı Fatma Hatun’un mezar taşını Eskişehir’e getireceğiz. Yolda Dursun’un cep telefonu çaldı. Müzik, Ahmet Kaya’nın “Ağladıkça” adlı şarkısının. Takılmak için ‘Yahu sen ne biçim imam – hatiplisin, solcu birinin şarkısını dinliyorsun sürekli!’ dediğimde bana: ‘Ben milliyetçi, muhafazakâr ve sosyal – demokrat bir kişiyim! Okurken en çok hoşumuza giden esprilerden biri ülkücülerin bize ‘karpuz’ diye takılmalarıydı. Nedeni de karpuzun dışı yeşil, içi kırmızı oluşuymuş!’ dedi.”
Prof. Dr. Erol Altınsapan (A.Ü. Sanat Tarihi Bölümü)

“Sürekli seyahat etmek arkeoloji müzesi çalışanların kaderinde vardır. GPS teknolojisinin artık tamamen hayatımıza girdiği son birkaç yıl hariç, yollarda şaşırmak ve bunun sonucu gideceğimiz yere geç varmak adeta kader olmuştu. Ali Osman Gül’ün annesinin cenazesi için İnönü ilçesinin bir köyüne gideceğiz. Yolda trafik tıkandı. Ara yollardan rahatlıkla gideceğimizi söyleyen Dursun Abi, ‘sağdan git – sola sap…’ derken yollarda iyice kaybolduk. Köye vardığımızda cenaze gömülmüş, dua bitmek üzereydi. Dursun Abi ‘sorumluluk yollarda’ deyiverdi…”
Mehmet Akkaya (Eskişehir İl Halk Kütüphanesi Müdürü)

“Dursun bey ile çok anımız var. Ancak ben en son konuşmamızı aktarıyorum. Telefonla aradığımda, İstanbul’da, tedavide olduğunu, karaciğer nakli beklediğini söyledi. Ben ‘Dursun bey, siz iyileşeceksiniz, sıkıntılarınız geçecek, sizi en kısa zamanda Eskişehir’e bekliyoruz’ dedim. Sesimdeki tedirginliği sezmişti, ‘Bak Selçuk’çuğum ben inançlı insanım, yaradana teslim olmuşum, ne gelirse kabulüm’ diyerek beni teselli edercesine konuştu. Bilemezdim son konuşmamız olacağını. Dursun ağabeyi, babacanlığını hep özleyeceğim.
Selçuk Türktan (Fotoğrafçı)

“Geçtiğimiz ay Dursun müdürümün odasında sohbet ederken ‘İyi değilim be Ayhan’ demişti. Ben kahvemi yudumlarken o öğlen yemeği olarak marulunu yiyordu. Bilemezdim bu kadar durumunun ciddi olduğunu. Biraz hastalığından konuştuk. ‘Takma be Müdürüm ne hastalar iyi oluyor, evvelallah bunu kısa zamanda atlatırsın’ demiştim. Daha sonra yapacağımız serginin detaylarını konuştuğumuzda bugünleri ve bu acıları tadacağımızı aklımın ucundan geçirmemiştim. Eski müzemizin bahçesinde otururken, sanki bugünleri hayal edercesine yenilenen Eti Arkeoloji Müzemizin Eskişehir’e kazandırılmasında büyük katkıları olmuş ve bu müzenin nasıl olacağını bir bir anlatmıştı. Hayalinden geçen her şeyi Eti’nin katkılarıyla bu şehre kazandırarak Türkiyenin sayılı müzeleri arasına sokmayı başarmıştı. Hayal ederek başardığın, bu şehre kazandırdığın müze ile anılacak ve her zaman saygı duyulacaksın müdürüm rahat uyu, kendi çaban ve gayretlerinle yaptıklarını bu şehir unutmayacak, unutmamalı.  Sen hayallerinle ve başardıklarınla bu şehirde iz bıraktın. Bizler ise senin adını yaşatabilmek adına elimizden geleni yapmakla mükellefiz. Başta Ailesi olmak üzere hepimizin başı sağ olsun. Allah rahmet eylesin yattığı mekan cennet olsun.”
Ayhan Oskaylar (Araştırmacı Yazar)

“Dursun Çağlar, son dönem büyük gelişme gösteren Eskişehir arkeolojisinin mimarlarından biridir. Yerel düzeydeki kamusal çalışmaların hep önünde yer almıştır. Şehrimize modern bir müze kazandırılmasında başat rol oynayan kişidir. Onun kaybıyla sadece arkeoloji dünyası değil, şehrimizin kültürel hayatı da büyük bir sarsıntı geçirmiştir. Bizler onun bıraktığı mirasın takipçisi olmak, onun hayallerinin gerçekleşmesine elimizden geldiğince her türlü katkıyı vermek zorundayız.” Doç. Dr. Kemal Yakut (A. Ü. Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü)

23.05.2014

24df808c97

yasar

You may also like...

1 Response

  1. Fatih TAŞTAN dedi ki:

    Ben tanımadığım, yazınını okumadığım için aynı payelere eşlik edemeyeceğim.

Fatih TAŞTAN için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir